Stoper

 

Savunmanın ortasını kapatan adamdır stoper. Eskiden kesici de denirdi ve tek kişiydi stoper, ofsayt kuralının savunmalar için avantajlı olduğu dönemlerde. Arkalarındaki libero, stoperden sekenleri toplardı. Oyun kurma gibi sorumlulukları yoktu stoperin. Stop eder, ya liberoya ya yakındaki diğer adama verirdi topu. Hatta kalecilerin geri pası elle tutabildiği zamanlarda çok daha rahattı. Pasını verir sonra yine keseceği topu beklemeye başlardı.

Bu alanı, yani kaleyi direkt karşıdan gören bölgeyi kapatmak için bir çok özellik gerekir. Vücudu iri olması iyi bir özelliktir. Ancak ağırlaştırmamalıdır onu. Zira kafa toplarına en çok çıkan adamdır maç boyunca takımda. Yükseldi mi yanına kimse girememelidir mümkünse. Adamını kaçırmayacak kadar seri olmalıdır. Topa ayağını soktu mu illa ki vurmalıdır. Mümkünse tekmeye kafasını sokmalıdır. Sert olmalıdır mutlaka, ama topa sert. Rakibine yumuşak olmaması da gerekir. Uyanık olmalı ofsaytlara, son adam faul yaparsa kırmızı görür kuralına, kaleciye geri pası usturuplu vermeye dikkat etmelidir.
Bunlar bir stoperin olmazsa olmazları. Dikkat edilirse tam bir kazmadan bahsediyoruz. Topla sadece kaleciye geri pas verirken dikkatli olması gerekiyor benim istediğim özelliklerinde.
Libero vardı önceden. Stoperin arkasında markaj yapmadan oynar, seken topları alırdı. Süpürücü de denirdi. Türkiye’deki gelmiş geçmiş en iyi libero Fatih’ti(Terim). Dünyada ise topla oyuna çıkan liberoyu bize Beckenbauer göstermişti. Liberolar kalktı ortadan, nesilleri tükendi yeni kurallar yüzünden.
İşte işler bundan sonra karışıyor. Öncekiler eski futbol kurallarına, eski yöntemlere göre tanımlardı ve bunları yapan stoper milli olurdu her ülkede.
Önce libero yok oldu. Daha sonra tandem başladı, iki orta savunmacıdan biri stoper biri libero olurdu pozisyona göre. Galatasaray’da Falco Götz ve Reinhard Stumpf , Fenerbahçe’de Högh ve Uche iyi tandem ikilileri oluşturmuşlardı.
Tandem’in şimdiki stoperlere göre en önemli farkı her iki oyuncunun da hem top kesebilmesi hem de topu oyuna iyi sokabilmesiydi.  Birinin özelliği diğerinden daha iyi olmakla birlikte bariz bir fark yoktu aralarında.
Günümüzde ise en azından Türkiye’de, tandem oynayabilecek savunmacı sayısı yok denecek kadar az. Türkiye’deki  stoperleri düşündüğünüzde ne dediğimi daha iyi anlarsınız. Servet Çetin, Gökhan Zan, Emre Aşık, Ferrari, Sivok, Zapotochny, Ali Turan, Lugano, Bilica, Song, Egemen en tecrübelileri. Bunların içinde Lugano – Bilica ikilisi en iyileri gibi gözüküyor.
Ülkemiz için üst düzeydeki bu stoperler için en belirgin ortak tanım pimi çekilmiş bomba olabilir. Her an ölümcül bir hata yapacak potansiyelde oyuncular. Halbuki kaleciden sonra hatasız oynaması en gerekli mevki burası.
Değişen futbol, stoperlerin önemini arttırdı artık. Nasıl ki savunma santrafordan başlamalı ise hücum da kaleciden, stoperden başlamalı. Önceden değindiğim kazma stoper özelliklerinin yanına, topu iyi kullanma, oyun bilgisi, savunmayı yönetme yetisi de çok önemli bir hal alıyor doğal olarak. Mili Takıma yükselmiş, çok yüksek ücretler ödenen, Avrupa kulüplerinden teklifler alan stoperlerimizin eleştirildiği en önemli konu topu oyuna sokamamak.
Doğrusunu isterseniz ben liglerde oynayan hiçbir oyuncunun 10 metre mesafedeki arkadaşına pas atamayacağına inanmıyorum. Hepsinde o yetenek var, çok da bir şey istemiyoruz ki zaten. Al, orta sahadaki adamına ver.
Ancak bizim futbolcularımızın, arkasında rakip olan takım arkadaşına pas atmaktan ödü patlıyor. Halbuki o kadar basit ki. Verirsin adamına , o topu kendisi kullanamazsa sana geri verir. Çok basit değil mi? 20 sene önce, çıkmaz sokakta top oynarken de arkanda adam var diye pas vermezlerdi, şimdinin profesyonel futbolcuları da vermiyor aynı pası. Saçma değil mi?
Ama penaltı atmak da basittir. 11 metreden her futbolcu topu kaleye sokar. Eğer bunun adı penaltı olmasa ! Penaltı atamamaya benzer, basit işleri becerememek futbolda. Sakinlik, oyun görüşü ve sezgi. Bunları öğrenmek ve geliştirmek için tek şart verimli ve çok çalışmaktır. İçine akıl sokulmayan hiçbir çalışma fayda sağlamaz. Çalışmayla ilgili en iyi bildiğim örnek Rıza’dır(Çalımbay). Beşiktaş’ta 18 yaşında A Takıma çıkmış ve işi sadece rakibin orta sahadaki en iyi adamını tutmaktı. Bildiğin kazmaydı, topla hiçbir şey yapamazdı. Sonradan Metin-Ali-Feyyaz’ın attığı gollerin neredeyse hepsinin ortasını yapan oldu. Nasıl başardı, Şeref Stadın’daki idmanlardan sonra 2 saat duvar pas yaparak, orta yapma çalışması yaparak.
Stoperden asıl beklediğim isabetli uzun pas atabilmesidir. Artık neredeyse her takımın pres yaptığı göz önüne alındığında uzun ters top atmak büyük avantaj sağlıyor takımlara. Kulüpler en çok parayı forvet oyuncularına ödüyor bütün dünyada. Örneğin Galatasaray’da kanatlarda oynayan oyuncular Kewell, Keita, Arda gibi yüksek ücretler ödenen oyuncular. Ve bunlar yakaladıklarında rakibin işini bitirebilen yetenekteler. Rakibi yakalamanın en kolay yolu çabuk oynamak. Bütün maç sıkışan bir oyunu tek bir uzun ve isabetli pasla çözebilirsin.
Bugünlerde Galatasaray stoper arıyor. Bulması gereken adam böyle bir oyuncu olmalı.
Share

Giris

ALBUM SATISI

Kategoriler